21 Ocak 2012 Cumartesi

BARDAK TASARIMLARI

Ben küçük bardakları sevmem. Ne sıcak ne soğuk içeceklerde ne de çok nadir de içsem çayda hep büyük bardaklar kullanırım. Öyle minicik bardaklar ki minicikten kastım klasik su bardağıdır, beni asla doyurmuyor.


Suyu bile dev bira bardaklarıyla içiyorum ve tek dikişte o 50 ml'lik bardağın içindeki suyu bitirebiliyorum :))
Bu sıralar evdeki bana göre minik olan bardaklardan kurtulma çabasındayım. Gerçi çok da bir çaba harcamaya gerek kalmıyor yavaş yavaş, kırıla kırıla tükeniyorlar. Bana da yeni bardak modelerini incelemek düşüyor. İnternette gezerken karşılaştığım bu ilginç bardak tasarımları çok hoşuma gitti. Özellikle renkli içeceklerde inanılmaz hoş efektler veriyorlar :))












3 yorum:

  1. küçük bardak sevmeme konusunda hemfikiriz;) fıçı biçimindeki bardakları çok beğendim, umarım edinme şansınız olur;)
    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Asortik; Ben kırılabilecek şeyleri internetten alma taraftarı değilim pek ancak meşhur gezilerim sırasında bulma ve alma şansım olursa yine burada paylaşırım muhakkak :)

    YanıtlaSil
  3. Bende hiç küçük bardak sevmem gerçekten de doyurmuyorlar :D. Ve çok beğendim bunu .

    YanıtlaSil

ZAMANINDA YAŞAMALI HAYATI...

Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “Bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama.

Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü.

Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap.
Çünkü…

Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü.

Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Aşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.

Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.

Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.
Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları.
Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını.
Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.

Ece Temelkuran