27 Ocak 2012 Cuma

ŞİRRET ŞERBET ÇEKİLİŞİ

Bayılıyorum bu kıza. Benim canım arkadaşım hem akıllı hem yetenekli hem de başarılıdır. Şimdi de tutmuş çekiliş yapmaya karar vermiş. Buradaki yazımda bahsettiğim ve kullana kullana eskittiğim broşumun yaratıcı tasarımcısı Şirret Şerbet'ten bahsediyorum. 

Beyaz kumaş üzerine el ile resmettiği ve renklendirdiği aşağıdaki resimde bulunan broşlarından beğendiğiniz herhangi birini blogunda yapacağı çekilişle şanslı sahibine ulaştıracak. Katılmak için buraya tıklamanız ve blogunu ziyaret etmeniz yeterli. Girmişken yazılarını okumayı da ihmal etmeyin :)


2 yorum:

ZAMANINDA YAŞAMALI HAYATI...

Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “Bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama.

Git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü.

Maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap.
Çünkü…

Çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü.

Bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. Aşık mı olmadın on altı yaşında? Gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda.

Maceraya mı çıkmadın yirminde? Sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. Yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.

Hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı.
Serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları.
Zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını.
Kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.

Ece Temelkuran